Gündem
19 Temmuz 2018 ( 23602 izlenme )

Erdoğan ve Bahçeli’nin yıllardır oynadığı DEVLET oyunu. İnanın okurken çok şaşıracaksınız

(Devlet Planı-Okumayan Kaybeder)

Anlatacaklarım devletin gerçekleridir. Hiç birşey göründüğü gibi değildi. Safları sıklaştırın ve dikkatli okuyun dostlar.

Erdoğan başbakan iken birgün ciddi hastalanmıştı. Bahçeli ona demişti ki: “Sayın Başbakana bir şey olursa Türkiye kaosa girer”

Aslında bu sözüyle birşeyi deşifre etmişti Bahçeli. Neyden bahsediyordu kimse anlayamadı.

En önemli özelliği bir saf gibi görünmesiydi. Lakin çok zeki ve kurnazdı. Hiç olmadık bir anda alakasız bir durumda seçim mitinginde “piskevüt” konuşması yapmıştı. Anlattığına göre çocuklar piskevütsüzlükten bıkmıştı. Siz, o bunları derken saçmalıyor zannettiniz. Güldünüz. Hayır hayır. Bu stratejik bir konuşmaydı. Hem de zekiceydi.

Gündem değiştiriyor. Saçmalayan komik bir karakter ortaya koyuyor, oy dengeliyordu. Kendisi tam bir dengeleyici adamdı. Bu konuşmaları Erdoğan’ın oyunu sabit tutuyordu. AKP’den MHP’ye oy geçişini engelliyordu. Çocukça konuşan bir adam görüntüsü vardı. Lakin gerçek çok farklıydı. Siyaseti dengeleyici bir unsurdu.

Tarih 2014’ü gösterdiğinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri olacaktır. Ak Parti’nin adayı Erdoğan’dır. Muhalefet ise bir aday çıkarıp Erdoğan’ı engellemek ister. Araya Bahçeli girer ve kimsenin tahmin edemediği sağ kökenli “Ekmeleddin İhsanoğlunu” bulur getirir. Bu da nereden çıktı diye herkes şaşırır.

Adayımiz “Emsaleddin” dediğinde herkes güldü. Bunu bilerek yapıyordu. Daha adaylarının ismini bile doğru telafuz edemeyen muhalif bir cephe görüntüsü oluşturuyordu.

Daha garip birşey oluyordu. Tarih uzmanı Ekmeleddin İhsanoğlu, okuduğu İstiklal Marşı dizeleri için “Mehmet Akif Ersoy’un Çanakkale şehitleri şiirinden heralde” dedi. Tüm Türkiye güldü ve “Bu adam daha İstiklal Marşını bilmiyor” dedi. Yine yanıldınız. Bahçeli’nin verdiği görevi layıkıyla oynuyordu.

Lakin Bahçeli bunu bilerek demişti. Oyunu büyük oynuyorlardı. Asıl gülen Bahçeli’ydi. Yol uzundu ve milli odaklar 2016’da harekete geçecekti. Hainler temizlenecek ve atılım başlayacaktı. Emsaleddin’i (!) Erdoğan’ın karşısına çıkarıp FETÖ ve CHP’yi uyuttu derin adam Bahçeli. Herkes ona gülüyordu ama aslında o herkese gülümsüyordu.

7 Haziran 2015’te yapılan genel seçimlerde AKP %41 oy alıp iktidarı kaybetmişti. Oylarının çoğu MHP’ye gitmişti. MHP %16 almıştı.
Artık Ak Parti tek başına iktidar olamayacaktı. MHP, CHP, HDP koalisyon hükümeti kurabilirdi. Ta Pensilvanya’dan Fettoş, böyle bir koalisyon kurmaları için Bahçeli’ye yalvararak isteğini bildirdi. HDP ise Güneydoğu’dan Erdoğan etkisini yok edip sonrasında iç savaş için koalisyon için neredeyse yalvarmaya başladı. Bahçeli’yi övmeye bile başladılar.

Bilmiyorlardı ki Bahçeli oyunu derin oynuyordu. Bundan sonra çok daha derin bir oyun oynadı hain sürüsüne. Anlatalım. Safları sıklaştırın.

Bahçeli ne Ak Parti ne de diğerleriyle koalisyon kurmam diye tutturdu. Her türlü koalisyon tekliflerine “hayır” diyordu. Stratejik hamleyi başlatmıştı Bahçeli. MHP’ye oy verenler Bahçeli’ye Ak Parti ile koalisyon kurmadı diye ateş püskürdü. Ve 1 Kasımda erken seçime gidildi Ak Parti %50 ile tekrar iktidar oldu. Bahçeli Ak Partiden kaçan oyları kendinde toplayıp tekrar iade etmişti.

Devlet Bahçeli MHP lideri değildi. Devlet içindeki güçlü bir kliğin lideriydi. Bu klik, devlet bekası tehlikeye girdiğinde ve olağanüstü durumlarda aktifleşiyordu. Bahçeli bir akademisyen ve tarih uzmanıydı. Partide aktif göreve Alpaslan Türkeş getirmişti onu. Ülkücü gençleri araştırmacı ve okuyucu yapmak için getirmişti onu. Ezbere kavga dönemi bitecekti.

Alpaslan Türkeş de bir MHP lideri değildi sadece. Devleti muhafaza etmekle görevli güçlü bir kliğin lideriydi. İnsanlar bu adamları parti lideri olarak tanıdılar. Lakin gerçek bu değildi.

Bahçeli’ye “Sizi siyasete sokan şey neydi” diye sormuştu gazeteci:
“Kuvayi Milliye ruhu” demişti. Kuvayi Milliye, devleti yok etmeye yönelik saldırı sırasında mücadele için kurulmuştu. Bahçeli de devletin derin aklı tarafından eğitilmiş derin bir karakterdi.

Biliyor musunuz? Devletten hiç maaş almıyor, hepsini hayır kurumlarına bağışlıyor. 13 yıldır hiç milletvekili maaşı almadı. Hepsini hayır kurumuna bağışladı.

Devlet Bahçeli niye evlenmemişti hiç?

Ankara’da bir ev alıp içini döşer, arkadaşları evleneceğini sanır ancak o yine “Memleket meseleleri; vaktim yok” der. Sadece parti işleri miydi? Aşık olup da sevdiğini alamayacak adam mıydı? Değil.

Ankara’ya da kız kardeşi Serpil Bahçeli ile gelmiştir. Bugün de kardeşi Serpil Bahçeli ile aynı evde yaşar. Evinde korumaları vardır. Evinin perdelerini devamlı kapalı tutar. Evin içi görünmez.

Ve ismi neden Devlet idi. Türkiye’nin en önemli partisinin başındaki adamın adı Devlet. Neden Devlet ismi verilmişti ona? Nerelerde özel eğitimden geçirilmişti? Hem de çok özel. Devletin bekasını tehlikeye sokan her süreçte araya girip oyunu bozuyordu. Saf ve beceriksiz bir görünümü vardı. Lakin bu bir roldü. Derin bir karakterdi. Milli kanadın derin karakteriydi.

2011’de röportaj yapan bir gazeteci Bahçeli’ye “Gülen Hareketi Türkiye’yi ele mi geçirdi?” diye sordu. Bahçeli’nin cevabı çok derinlikliydi:

“Türkiye kolay kolay ele geçecek bir ülke değil. Ama Gülen Hareketinin kendilerine çekidüzen vermelerinde yarar vardır diye düşünüyoruz” demişti.
FETÖ’nün en güçlü olduğu zamanda demişti bunu. Bunu MHP lideri olarak değil, devleti korumakla görevli güçlü bir kanadın mesajıydı bu. Fetullah Gülen, Bahçeli ve MHP’yi adamları ile sağlı sollu kuşattığını düşünürken aslında Bahçeli onu kuşatıyordu. Daha doğrusu Bahçeli’nin bağlı olduğu milli kanat.

Bu anlattığım süreç “İkinci Kurtuluş Savaşı” süreciydi. Basit değildi.

Anlayamadık. Büyük bir bela atlatıldı. ABD’ci ekip tasfiye edildi.

Bahçeli ve Erdoğan birlikteliğini tasfiye etmek için büyük bir saldırı başlatacaklar. İstemiyorlar. Mevzu şahıs ve parti meselesi olmaktan çıkmıştır. Devleti ilelebet teslim almak için bir oyun kurdular. Ve devlet de kendi oyununu oynadı.

Kazanılması gereken bir seçim değil bir savaş var ortada dostlar. Savaşın içindeyiz.

Elde üç şey var: Vatan, mazlumların duası ve tarihi şuur.
Savaş istemiyoruz dedik, savaşmayı bilmiyoruz demedik…

— Mustafa Güldağı —

Bunlar da İlginizi Çekebilir